4 Ocak 2011 Salı

Sonsuzluğa Karışmak

Her baktığım yerde yalnızca dağ, orman veya deniz görmek istiyorum. Bu mümkün mü acaba? Bu denli ıssızlığı doyasıya görecek mi gözlerim? Yoksa daha çok mu beklemem gerekecek? Bir türlü sakinleşmeyen hayatın, bir türlü yalnızlaşmayan, insandan arınmayan hayatımın, mutlak ıssızlığa ulaşabilmesi için daha vakit mi var? Ama bu haksızlık gibi geliyor. Bir ormanın ıssız patikalarında, denizin ufkunda kaybolmak istiyorum ben. Bir daha dönmemek üzere evrenin kucağında sonsuzluğunu solumak istiyorum. Yetmiyor bunca sokak, bunca yol ve yolculuk. Gökyüzünü izlemek değil, gökyüzünde yaşamak istiyorum. Bu kadar zor mu sonsuzluğa karışmak? Bir galaksinin kollarında masumca uyumak?

Güneş ışığı yıldızları öldürüyor her gün. Güneş her doğduğunda sonsuz karanlığın çocukları olan yıldızlar, bir bir siliniyor gökyüzünden. Aslında bu biraz hüzünlü bir durum. Gün doğumu ne kadar görkemli olsa da, karanlığa doymamış gözler üzülüyor, sessizliği bozulacak dünyanın, ıssızlığı yok olacak yalnızlığın ardından, bir dahaki geceyi sabırsızlıkla bekliyor. Gündüzü ve zorunlulukları sevmiyorum. Önümde sonsuz bir satır olsa da yazsam keşke diyorum. Başımı kaldırdığımda sonsuz bir yol uzansa da sakince yürüsem yorulmadan. Hiçbir engel, sonsuzluğu içime çekmemi ertelemese. Ben yalnızlığımda uyusam.

Aslında istediklerim derin bir meditasyondan farklı değil. Bu evrenin sevgili çocuğu olarak, ait olduğum şey ile bütünleşmeyi istemekten başka bir şey yapmıyorum. Dünyanın enerjisini duyuyor ve ona karışmak istiyorum. Bu bence, çok da aç gözlü bir istek değil. Arzulardan ve tutkulardan, telaştan, küçük hesaplardan, insanlığa dair her türlü pislikten arınmak istiyorum, o kadar. Ne vardı yani, bulutlardan bir merdiven açılsaydı önümde. Gök yüzünün kanatlarına binseydim her gece. Karanlığın içinde korkusuzca, sonsuzluğa hikayelerimi anlatsaydım sevgiyle. Bu kadar zor mu yani, bu iğrenç yaşamdan sıyrılmak. Ancak içimdeki nefeslerin tükenmesi mi gerekiyor, evrene sonsuzca sarılmak için.

Bir türlü anlamıyorum. Sevmediğim bu dünyada, bu şekilde yaşamaya neden devam ediyorum. Neden insani isteklerimin peşinde koşuyorum. İnsan olduğum için mi? Bu yeterli bir cevap değil benim için. İnsan olmayı reddediyorum aslında. Ama insan olmadan da yapamıyorum. Sınırlarım bana acı veriyor. Kendimi aşmak ve bu gözlerle asla göremeyeceğim derinliklere dalmak istiyorum. Bu dünyada olmak, bu gerçeklikte yaşamak beni sıkıyor. Yetmiyor dünyada gördüklerim. İnsanın sınırlı hayal gücü beni doyurmuyor artık. Ne kadar hayal etsem de, sonsuzluğa açılmak için ne kadar çabalasam da, sonsuzluk bana kendini açmadıktan sonra, ona kavuşmam mümkün değil.

O zaman bu yıl hedeflerimin arasına koyuyorum bunu. Çünkü bildiğim ve gördüğüm dünyadan öğrenerek elde ettiğim isteklerimden daha fazla istediğim bu şeyi elde etmeden, belki de elde etmek yanlış kelime, bu şeye 'ulaşmadan' içim rahat etmeyecek. Öyleyse hedeflerin en üstüne koyuyorum bunu, ta ki ulaşana dek:

1. Sonsuzluğa karışmak. 


Yazarken Playlist~
Fyrdsman - Survival

0 yorum: