Bir katilin elinde,
küçük bir kız çocuğu.
Hedefine doğru giden bir araba, ışıklar yeşilli kırmızılı.
Katil bakmıyor kurbanına.
Kurban... Gözleri kapalı.
Burası değildi ölümün yeri.
Kan burada sıçramayacaktı duvarlara.
Masumiyet değildi çocuğun ellerindeki artık,
kasvetti, dehşetti.
Üzüntünün üstüne gözünden akan damla damla yaşlardı...
En çok da annesinin yüzünü düşlemişti.
Aklındaki sakin bir andan kopup gelen kırık bir anıydı.
Şimdi ile arasında ne çok fark vardı.
Katil suskun.
Zihni durgun.
Çocuğun iniltilerine aldırmadan,
Direksiyon ellerinde,
sol eliyle sağ elini kaşıyordu bazen.
Araba durduğunda indi aşağıya.
Katil açtı kapağını bagajın,
kucakladı gövdesini kızın.
Kırık dökük bir evden kalanlara doğru yürüdü.
Kollarında sürekli debelenen bir çuval,
kapıdan içeri girdi.
İndirdi kızı aşağıya,
çuval da yere yığıldı dengesini kaybedince.
Çuvalı açmak için elini uzattığında,
tutamadı önce çuvalı.
Başladı elleri kaşınmaya.
Parmaklarının arası,
Avuçlarının içi,
Bileklerinin önü ve arkası.
Kaşınıyordu sürekli.
Bir öyle bir böyle...
Kaşıdı da kaşıdı.
Ellerini bir türlü kurtaramadı.
Kaşıntının sersemliği bir an hafifleyince,
elini yeniden çuvala uzattı.
Sonunda kaldırınca çuvalı,
kızın mahzun gözleri ona baktı.
Bir çocuk değildi ona bakan...
Anlamayan gözler yoktu karşısında şu an.
Bakıyordu ona çocuk gözlerini ayırmadan.
Kızgındı, yorgundu.
Eve gitmek istiyordu.
Ne olduğunu tam anlamasa bile çok korkmuştu.
Kirin, pasın içinde kalmış yanakları bembeyazdı.
Adam önce kıza uzandı.
Elleri, geri atılan kızı yakalayamadı.
Yere düşen çocuk kafasını yere çarptığında, koştu adam.
Ama tutamadı elleri...
Yine başladı kaşınmaya.
Parmakları, avuçları ve bileklerinin içi...
Adam sinirlendi bu sefer.
Kaşıntıya engel olmak istedi bir an.
Durdurdu kendini hemen.
Sonra yeniden başladı kaşınmaya.
Bir sağdan bir soldan...
Çocuk kafasını kaldırdı sersemlikle.
Baktı adama çılgınca kaşınan.
Ardından gülümsedi bir an.
Adamsa bunu görüp atıldı üstüne çocuğun.
Kaşınan ellerine rağmen ona bir kez olsun dokunmak istedi.
Fakat ulaşamadı çocuğa.
Yine başladı ellerini kaşımaya.
Çocuk adamın aczini fark edince,
ellerini arkada bağlayan iplerden kurtulmaya çalıştı önce.
Sonra doğrulmaya çalıştı.
Çenesiyle destek alıp da ayağa kalktı.
Adamın arkasına doğru yöneldi ama,
adam çocuğu yakalamak için atıldı hemen.
Çocukla çarpışan adam yere düştüğünde,
uzattı ellerine ona doğru yeniden.
Çocuk geriye sürünerek kaçtı biraz
ama kurtulamadı tam olarak adamın elinden.
Geri geri kendini iten çocuğun peşinden süründü adam.
Yine avuçlarına döndü gözleri.
Önünde kaşınan ellerini açtı,
uzaktan ellerinin arasındaymış gibi görünen çocuğa uzandı.
Taş duvara dayandı çocuğun sırtı.
Ellerinin kaşıntısından çılgına dönen adama baktı.
Adam ellerini yere sürmeye başlamıştı.
Bir türlü geçmemişti kaşıntısı.
Kaşınan yerler artmıştı.
Ellerinden aşağı doğru gezinen bir gıdıklanma hissinin ardından adam,
önce kollarını sonra bacaklarını kaşımaya başladı.
Adam üstünden ceketini attı.
Göğsü ve karnı derken en son da sırtı kaşınmaya başlamıştı.
Çocuk bunu fırsat bilip ileri doğru atıldı.
Elleri hala bağlı olsa da,
adamın arkasındaki kapıya yöneldi.
Adam gömleğinin düğmelerini açtı önce.
Sertçe göğsünü kaşıdı.
Elleri karnına doğru inerken şiddetle gövdesini tırmaladı
ve en son da bacaklarını...
Çocuk kapıda yitip giderken,
adam arkasında çırılçıplak kalmıştı.
Karşı koyamadığı kaşınma hissi ile uğraşmaktan,
nerede olduğunu ve ne yapacağını unutmuştu.
Sırtını duvara yasladı,
kafasıyla birlikte duvarlara sürtünmeye başladı.
Parçalanan derisinden eti kırmızı kırmızı görünürken,
adam çığlık çığlığa kaşındı.
Bir süre sonra yorgun düştüğünde,
kaşıdıkça artan bu hisse yenik düşmüştü.
Elleri ve ayakları parçalanmış,
kan kokusu evin tozlu havasıyla birleşmişti.
Akan kanın ılıklığı üzerine eline aldığı silahı hissedemedi önce adam.
Sonra bir soğukluk yayılmaya başladı elindeki silahtan.
Kaşıyarak parçalamadığı bir yeri kalmadığında adam,
acizlikle bir çığlık attı kahkahadan.
Dehşetini görmüştü çocuğun
ve üstüne düşen gölgesini çaresizliğin.
Bir parça da çamur bulaşmıştı üstüne, çocuğu getirdiği çuvaldan.
Kırılmıştı tüm bildikleri.
Düşlemeyi veya düşünmeyi sevdiği her şeyi.
Bir başkalık vardı içinde artık.
Sanki kendisi değildi yaşayan...
Bir başkasının elleriydi artık ona dokunan.
Elinde kan ve silahla çıplak kalmıştı adam.
Yalnızlık ve çaresizlik birleşmişti,
bu odanın kokusunda çürümüşlüğün.
Kan, toz ve küf ile görüyordu artık kokusunu ölümün.
Ellerini son bir kez kaşıdı adam,
Sonra da silahı şakağına dayadı.
Karşı koyamadığı bu gıdıklanmanın sonucunda,
çaresizlik ve dehşetle silahın kaderini tayin etmesi için,
kendini tetiğin merhametine bıraktı...
1 yorum:
bu güzel yazı için sizi tebrik etmekteyim sayın Robin ;D ellerinize sağlık :P
Yorum Gönder