Hayatımız hep arabesk olmuş ya, belki bundan ötesinde de bir şey yoktu bu toprakların çocukları için. Gülerken de ağlarken de bir şekilde buluyoruz o samimi hüznü içimizde. Öyle Batı'lı hüzünlere benzemez bizdeki. Kolay kolay unutmayız biz. Kafayı takarız. Gülerken ağlar, ağlarken de gülmeyi severiz. Aynı anda yapmaya kalkarız bütün işleri. Bir bakarız ki her şey toz duman olmuş, karışmış haller birbirine. Ama biz hiç bir şey elde edememişiz. Ve güler geçeriz bu halimize. Nedense, hep ağlanacak yerde güler, gülünecek yerde de ağlarız. Belki de biliriz, gülünecek yerde gülsek veya ağlanacak yerde ağlasak biz biz olmayız. Utanırız. Ondan hallerimiz farklıdır ve hiç bir şey olması gerektiği yerde değildir ya. Utangacız biz. Bilmeyiz öyle nasıl davranılacağını. Ve hatta ellerimiz fazla gelir, en önemli anlarda, ellerimizi sokacak bir cep ararız veya kafamızı sokacak bir gölge, ama bulunmaz, bulunamaz öyle anlarda kaçacak bir gölge, saklanacak bir cep... Hep ortada kalmışız ve kalacakmışız gibi hissederiz. Bir türlü çözemeyiz omzumuzun üstünde yükselenle neyi yöneteceğimizi. Hep aşağıya iner gözlerimiz, göğsümüzün sol yanında takılır kalır, tık tık işleyen o yumruğumuz kadar saatin yanı başında.
Aşklarımız da, ayrılıklarımız da hep içimizde kalır. Biz millet olarak sevmeyiz söylemeyi, ne hissettiğimizi. Çünkü utanırız. Hislerimizden ne kaçabiliriz, ne de onları dile dökebiliriz. Oysa ki, gidenin ardından konuşmak, ağıt yakmak ve en sonunda da arabeske bağlamak kolay gelir bize. Aşk acısı çeken herkes, eninde sonunda arabeske bağlar bu memlekette. Zaten, itiraf edilmemiş aşkların memleketidir burası. Çünkü bize öğretilmemiştir her hangi bir coğrafya veya matematik dersinde, duygularımızı nasıl anlatacağımız. Görmemişizdir mutlu bir örnek, yere göğe sığmayan bir mutluluk yoktur bu topraklarda. Birbirimize hasetle bakmayı tercih ederiz; mutlulukları paylaşacağımız yerde. Ancak dostlarımıza merhamet gösteririz, halbu ki bilmeyiz, düşman olan zaten zayıf olduğundan hasetlik beslemektedir ve merhametimize dostumuzdan daha çok muhtaçtır. Bunu kimse idrak edecek güçte değildir bu topraklarda. Kalple düşünürüz bizler. Burada, akıl küçük hesaplar için kullanılır. Yalnızca karın tokluğu ve gelecek düşünülür. Kimsenin sıranın dışına çıkmaya niyeti yoktur. Aklın büyük şeyleri düşünmemesi gerektiği 80 darbesiyle kazınmıştır yüreklerimize. Bu ülke ne kadar Batı'lı olmaya çalışsa da, değildir işte. Batı'nın en doğusunda, Doğu'nun en batısında, kafası karışmış, ne olacağını bilememiş insanların memleketidir burası.
Her şeye rağmen, aç kaldın mı, muhtaç oldun mu, elini de uzatırlar, son bir merhametle. 'Allah aşkına' denir, 'yardım edin!' Hadi aczimi göremiyorsun, bari Allah'ından kork be adam! demek ister aslında bunu söyleyen. 'Hani bizi takmıyorsan, bari o çok korktuğun ve idrak etmekte zorlandığın sonsuz merhamet sahibi zattan utan' denir. Bu topraklarda yaşayanlar her zaman bir şeylere inanmaya alıştırılmıştır. 'Buralı' hissetmek için kendimizi, benzeriz ya birbirimize. Başka yerlere gittiğimizde, 'bizim memlekette kafası çalışan yok der', çıkarız işin içinden. Başka topraklardaki havayı suyu alır almaz hemen kendimizi 'buralı' olmaktan çıkarırız. Sanki, kafası çalışmayan bizim dışımızdakilerdir, demek isteriz, bunu söyleyebilmemizden yola çıkarak. Karnımız acıkır sonra. Yurda gelip ilk yemeğimizi yediğimizde, 'bak deriz, memleketimde her şey var, dışarıdakiler bilmiyor ağzının tadını'. Unuturuz, az önce aynı memleketin vatandaşına sövüp saydığımızı. İşleyen çiftçiden, bereketli topraklardan dem vurur keyifleniriz. Bir de hor gördüğümüz komşu ülkelerin kaçak çayını içip, hem hor görüp hem de emeğinden faydalandığımız insana, tıpkı memleketimizin insanına yaptığımız gibi iki yüzlü davranırız.
Biz kim miyiz? Bu topraklarda doğmuş ve doğacak olan herkesten meydana gelir 'biz'. Hangi ırktan olduğunun, nereden göçtüğünün, hangi dili konuştuğunun, neye inandığının ne önemi var? Hepimiz arabeskiz. Hem de dibine kadar. Hani kendini bu durumdan çekip çıkarmak isteyen her hangi birisi varsa da içinizde, aşağıya liste açtım, kendinizi 'olduğu gibi görünmek istemeyenler'in arasına ekleyebilesiniz diye.
Olduğu Gibi Görünmek İstemeyenler
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
.
.
.
1 yorum:
Buna uygun olarak ne güzel demiş Nesimi "Gah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi, gah inerim yeryüzüne seyreder alem beni"...
Yorum Gönder