Anlatılan bir hikaye için her zaman bir anlayanlar kitlesi ve anlatan(lar kitlesi) vardır. Bu değişmez bir gerçektir. Bir hikaye varsa ortada, birileri anlatacak ve onu dinleyenler eğer buna muktedirseler, anlayacaklardır. Hikayenin insanlara yüklediği roller böyledir. Bu değişmez roller bağlamında, okuduğum ve dinlediğim onca hikayenin sonunda yalnızca anlayan olmak istememiştim. Anlatan da olmak istemiştim. Bu nedenle deştim ya tüm tepeleri. Çukular açtım zihnimde ve ulaşılmaz olduğunu düşündüğüm her şeye uzandı ellerim.
Şimdi anlatıyorum. Dinliyorlar. Ancak anlattığım kadar anlıyorum da. Dinliyorum da. Anlatabilmenin en büyük sırrı, anlayabilmektir ne de olsa. Çokça dinlemek ve gözlemlemektir. Çokça okumak ve çokça bilmektir. Yine de onca bildiğinizi düşündüğünüz şeye yaslanmayın derim. Ne de olsa, insanın bildikleri bazen yetmez önündeki düğümleri çözmeye. Bazen ne olgunluk ne de bilgi ilaç olur sorunlara. O an için zaman bir susturucu olur çıkar, acıyan yüreklerin yanı başında.
Bir ders değil belki buradan çıkacak olan. Ama istedim ki, anlattığım kadar anlar ve dinlerim de, bunu bilesiniz istedim. Siz belki bugün beni dinliyorsunuz ama yarın da anlatacaksınız. Kim bilir, belki kendinizi belki de bende bulduğunuz bir fikrin devamında düşündüklerinizi... Ne anlatacağınızın önemi yok bir yerden sonra. İnanın buna. Sürekli anlatan olduktan sonra benim gibi, hep aynı hikayeyi anlatıyormuşsunuz hissine kapılabilirsiniz. Ama bunun nedeni gerçekten de aynı hikayeyi anlatıyor oluşunuz değildir. Bu her anlattığınız hikayeye aynı samimiyetle yaklaştığınızın göstergesidir. Bu nedenle, her yazar hep kendi hikayesini anlatıyormuş hissine kapılır ya. Sanki olup biten, kendi yaşamından başka bir kapıya çıkmıyormuş gibi gelir. Aslında doğrudur, çünkü her yazar kendi hikayesinden bakmaktadır anlattıklarına. Ayrıca anlatıyor oldukları da eklenir hikayesine. Bu nedenle yazar, ne yaşadıklarını ne de yazdıklarını ayırabilir bir süre sonra.
Her zaman size, yalnızca kendi hikayemi anlatabileceğim hissiyle geliyorum. Her seferinde bir başka hikaye anlatıyorum. Ama anlatan olarak rolüm hep aynı. Ben bu sahnede hep aynı yerde duruyorum. Bu nedenle sahne ve anlatılanlar değişmiyormuş gibi geliyor ya. Bu aslında benim yanılgım. Sizlerin değil. Veya bir başkasının değil. Anlayan kadar anlatan olduğum bu hikayede sonlanıyor sözlerim. Ve ben yine kendi hikayeme dönüyorum.
0 yorum:
Yorum Gönder