16 Kasım 2011 Çarşamba

Doğrulardan çok yanlışlar vardır hayatta...

Doğrulardan çok yanlışlar bulunur bu hayatta. Boşuna beklemeyin hayatın doğrularla dolu olmasını. Birinin size hep doğru şeyler sunmasını... Kendinizden bile böylesine çok doğru olmayı, doğruca davranmayı bekleyemeyin. Bu haksızlık olur. Hem kendinize hem de bu hayatın varoluş mantığına yapılan bir haksızlık olur.

Hepimiz, ben bile, çoğu şeyi yanlışlarımızdan ve eksikliklerimizden öğreniriz. Bu nedenle hatalar zevk alacak bir şey olmalıdır; bilgeliğe ulaşmış kişi için. Çünkü bilir ki, yaptığı hata ona bir şey öğretecektir.

Bu söylediklerimle sizi veya kendimi kandırmaya çalışmıyorum. Biliyorum ki, hiçbiriniz kanmak için gelmiyorsunuz buraya. Her biriniz, sizin gibi düşündüğüm veya sizin gibi hissetsem bile bütün öğretilmişliklerime karşı çıkmak için yazdığımı biliyorsunuz. Benden güç almaya geliyorsunuz buraya. Doğrularıma ve yanlışlarıma hak verdiğiniz için. Bazen de sadece meraktan. Ama geliyorsunuz. Çünkü biliyorsunuz ki, ben ağzımdan değil karnımdan konuşuyorum. Bu nedenle kendi doğrularım kadar yanlışlarımı da yazmaktan çekinmiyorum. Ve hatta, doğum günümün yeniden ve yeniden ve otuzuncu kez yaklaştığı şu günlerde, hatalarımı düşündükçe aldığım hazzı sizle paylaşmakta bir beis görmüyorum.

Bu nedenle diyorum ya, doğrular kadar yanlışlar bekleyin hayattan diye. ama hep bekleyin. Yanlış bile olsa, yapmaktan çekinmeyin. ne olursa olsun düşünerek ve hissederek hareket edin. Yeter ki, yaşamaktan, içinizde hayatı hissetmekten çekinmeyin.

Şunca senedir dünya yüzündeyim ve doğrunun ancak sağduyuyla sağlandığını öğrenmekten başka bir şey elime geçmemiş gibi hissediyorum. ama bundan dolayı kendimi fakir saydığımı sanmayın. Ben sağduyunun en değerli şey olduğunu söylüyorsam, bunu yanlış veya doğru olarak nitelenebilecek eylemleri yapmaktan çekinmeyerek elde ettim. Yaşamaktan korkmadım ve çekinmedim. Sonradan aptalca bile gelse, o anın öyle geçmesi gerektiğini gördüğüm anda deneyimin içine atlayacak cesareti buldum hep içimde.


Bu yaptığımın beni doğrular kadar yanlışlara götürdüğünden emin olduğum için söylüyorum: hayattan doğrular kadar yanlışları da bekleyin diye. hatalarınıza ve kendinize küfretmeyin. buna hiç gerek yok. bizlerin gücü kadar aczinin bulunduğunu da kabul ettiğinizde gerçekten herşeyi çözecek kadar büyüyor yüreğiniz. Ve çoğunlukla akıl değildir doğru düşünen, yürektir. Buna eminim, çünkü yüreğim bana ne dediyse yaptıktan sonra asla pişman olmadığımı gördüm. Belki de pişman olmaktan korktuğum için yüreğimin sesini her zaman dinledim.

Bilmem, belki de bütün bunları yazabilmek için yaşadım aslında. Bir gün yazar olacağımı içten içe bildiğim için zenginleştirdim kendimi deneyimlerimle. Ve eğer böyle olsaydı, bu hiç de tesadüf olmazdı, benim gibi büyük planlar yapıp hayatını o planı gerçekleştirmeye adayan aklı hedefinden şaşmayanlar için. Ve belki de her şey tesadüftü, kalemi elime aldığımdan beri...

Söyleyeceklerimi aktarmanın, düşünebilmenin, rahatlamanın ve en çok da kendim dışındakilere yardım etmenin yoluydu. Belki yazmak yaşamaktı benim için. Kim bilir, belki bir gün, yayınlarımın arasından hatırlayacağım, hayat-memat meselelerini yeniden irdelediğim bir doğum günü öncesi yaşadığım hesaplaşmadır, burada yazılıp da dilimden dökülüveren. Kim bilir belki gelecekte bir gün, bu samimiyeti, naifliği ve rahatlığı özleyecektir, üstümden geçip giden zamanın ciddilestirdiği yüreğim.

Ve belki bir gün göreceğim, doğrular kadar yanlışlara kendimi teslim etmiş olmanın beni eksiltmeyip hep ama hep arttırdığını. Ve teşekkür edeceğim, geçmişten gelen birleştirici ve bütünleyici dişil bakış açımı bana veren onca yanlışa ve onca doğruya.

0 yorum: