22 Aralık 2011 Perşembe

Dönerken dünya...

Büyük bir insan olmak ne demek bilir misiniz? Hani yüreği büyüyerek koca bir evreni kucaklayan, gördüğü her şeyi içine nakşedip, bildiği tüm güzelliklerde kalbi atan gerçek bir insan olmak ne demek? Peki, sonsuzluktan kana kana içip yazdıklarında sonsuz ufku tanımlamak için sürekli çabalayan bir insan olmak? Düşlerinde, düşmanlarını ve dostlarını bir araya getirip el ele tutuşturan ve en sonunda da herkesle hayallerinin güzelliğini paylaşmayı dileyecek kadar ince bir insan olmak ne demek, hiç düşündünüz mü?

Bunu yapmak nasıl mümkün olur peki? Tabii ki, isyan edip de kendin olarak. Yalnızca kendin olarak... Bir başkasına, bir başkasının umutsuzluklarına asla inanmayarak. Gücüne güç katarak. Korkmayarak ve hep risk alarak... Ancak bunu herkes yapamaz. Ve belki de yapması gerekmez. Bu dünya başkalarının zayıflıkları üzerinden beslenen bir sürü yamyam ile doluyken, kimse dünyanın gerçekten güçlü ve büyük insanlardan oluşmasını dilemez. Çünkü bu dünya bize bir başkası ince davrandığında onu kırmayı, bir güzellik karşısında şımarmayı, insanlarla oyuncak gibi oynamayı öğretmiştir. Bu pis dünya, bu iğrenç toplum, mesela erkeklere, kadınları ezmeyi öğretmiştir; sevmeyi değil. Düşünsenize, erkekler bu dünyadan 'kadın ezmeyi' bir meslek olarak öğrenmişse, hangi birinin sürüden ayrılıp da farklı davranmasını bekleyebilirsiniz ki?

Eğer ki, yeterince güçlü olursan, yalnızca güçlü olursan tüm sıradanlıklarla savaşacak gücün olur. Evet, budur benim düsturum. Hayatımın hiçbir saniyesinde bu siyasanın dışına çıkmadım, çıkamadım. Çıkamazdım. Güçsüzü oynamak için çok fazla gururluyum. Ve bunca gururun içimde var olmasının gerçek bir sebebi var. O da dünyada korkacak bir şey bulamayacak kadar yüreğimi büyütmeyi başarmış olmam. Aldığım nefesin kudretine şükrettiğim şu anda, fark ettim ki, her hangi birinin vereceği bir zarar bende eksiklik olarak durmayacak artık. Duramayacak, şükürler olsun ki... İşte budur beni güçlü ve kararlı bir insan yapan şeyin ta kendisi.


Eğer kötülükler, saçmalıklar ve dünyanın diğer çirkinlikleri, beni eksiltmeyi başaramıyorsa, bu kötünün güdük ve aptal olmasındandır. Hep söylerdim, şimdi de söylüyorum. Yanlış, kötü, kırıcı ve saçma olan herşey, ahmaklık, güdüklük, aptallık veya korkaklıktan doğar. Bu nedenle insanlar gözümden küçücük görünüyorlar. Ben büyüklendiğimden değil, onlar zaten küçük olduğundan. Yazık... Anlaşılmayı bekleyerek yazan diğer yazarlardan farksızım aslında. Ama asla anlaşılamayacağını kabul edecek ve bunun için de kalbi kırılmayacak tek yazar benim sanırım.


Dünya her gün ki gibi bugün de dönüyor. Ve sizler rahat koltuğunuza oturmuş, şehirli dertlerinizle dünyaya bakarken, arka sokaklar çığlıklara gebe. Karanlıklar gizlerken kalplerin çirkinliğini, dünyanın diğer tarafında yine de güneş doğuyor, sanki çirkin yüzlerimizi bir kez daha görmek ister gibi. Ve bizler, kim olduğumuzu unutarak, dün yaptığımız yanlışlar karşısında kendimizi yine haklı çıkararak, kendimizi kandırmaya devam ediyoruz. İşte budur gerçeğimiz, bu nedenle insan olmaktan utanıyorum. İşlemediğim cinayetlerin, yapmadığım yanlışların acısını çekiyorum. Ve vicdanım asla rahat durmuyor. Hepiniz boşvermişliklerinizle bu dünyanın kıyamete dönmesine izin verirken, ne kadar güçlü veya büyük hissedersem hissedeyim kendimi, onurum, bu gün ve gece de bir kez daha insan olduğumu ve diğerleri kadar yanlış yapabileceğimi farketmenin çıplak gerçekçiliğinde kırılıyor.



Yazarken Playlist
Dulcamara - Madre~
Dulcamara - Crisalida~

2 yorum:

Serhat dedi ki...

Teşekkür ederim..Ben de yazını okurken biraz düşünme ve sorgulama imkanı buldum..Özellikle "Yanlış, kötü, kırıcı ve saçma olan herşey, ahmaklık, güdüklük, aptallık veya korkaklıktan doğar" cümlesinin altını çizmek istiyorum..Görüşmek üzere.

Adsız dedi ki...

kurcaladım... içimin kaldırdıgı her şeyi okudum. kaybolmaktan korktum, araya çerez niyetine zerdüşt ü attım ama yine de biraz kayboldum içinde. ama bu kayboluşlar "robin" her zamankinden daha eğlenceliydi garip bir haz verdi. yorgunluguma karşı durup irdeledim kaleminin rengini. yakın buldum, yakın geldi, tanıdık biraz. sohbet ederken aldıgım haz gibydi okurken aldıgım keyif. ellerine sağlık..

kaleminin damagınla başlayan yolculugu, kanımı girdi ordan devam ediyor kalbime dogru, ince ince.
teşşekürler!