İnsanlar geldi geçti yanımdan, bakmadım.
Saatler aktı gitti üzerimden, görmedim.
Kar taneleri yağdı düştü başımdan, hissetmedim.
Üşüdüm, çok çok üşüdüm.
Ama ne düşündüğümü söyleyemedim.
Geceler çöktü, çoktu ve geçtiler üstümden, bakamadım.
Güzellikler çarptı kaldı dudaklarımda, söyleyemedim.
Sevecek bir dost aradım yanımda, bulamadım.
Kalemim kırıldı gitti elimde, yazamadım.
Üşüdüm, çok çok üşüdüm.
Ama ne hissettiğimi söyleyemedim.
Bir ses duydum dışarda, aklım şahlandı başımda,
kalemim derman olacakken, bırak git bu işleri dedi,
kedim yattı kucağıma, sustum sustum, yürüdüm yürüdüm.
Yollar geçti gitti yanımdan, ayak bastım toprağa ama inatla.
Bırak dedi inadı içimdeki ses, artık bırak şu inadı!
Yaşamım geldi gözümün önüne, gülümseyemedim.
Kırmızı bir gölge oldu düşlerim, hepsini kuyuya düşürdüm.
Yollar kırıldı önümde, adımlarımı unuttum.
Geri dönecek oldum, ismimi hatırlayamadım.
Üşüdüm, çok çok üşüdüm.
Ama ne yaşadığımı anlatamadım.
Bir çığlık oldu bu sabah, kulağıma dokunmadı, kursağıma girmedi,
sıyrıldı ellerimden, kurtuldu benden.
Zaman diye adımladığım her güzü, o çığlıkta bıraktım.
Artık güzün sabah olmayacak, yalnızca çığlıklar boşanacak sağnak sağnak.
İleri ırmaklar vadisinde, illerden geçip, dolanacağız,
dilini bilmediğimiz renklere.
Üşüdüm üşüdüm, çok üşüdüm.
Ama ne renk olduğumu bilemedim bugün.
Kurbanı oldum toprağın, ölümümü hediye ettim ona.
Diğer ölümleri de istedi benden.
Ellerime dokundu, çatır çatır çatladım dizlerimden.
Kırıldım önünde bir dal gibi o koca dağın.
Heybetinde gördüm karanlığı ve kararlılığı;
"Bana aşkı anlatacaktın" dedi.
"Yaşamadım ki onu, bilemem" dedim.
Huzursuz huzursuz oturdum.
Ama hiç bir şeyi düşünmedim.
Hikayem devam ediyordu, ışıklar sönerken.
Son bir mırıltı ağzımda, devam etmek istemedim.
Bir ibadet gibi kutsal olmayan ismin birine takılmış dilim,
sözünü sakındı geceden.
Irmağın aydınlığında parlayan gözlerim, düşündü düşündü,
çok düşündü ama kim olduğumu hatırlayamadı bir türlü.
Hasedin ve fesadın ilerisinde,
arzunun konuşmaz olduğu o vadide,
bir tek ses kalmıştı duyduğum.
Sabahın dile gelen bir çığlık patlattı heyecansızca atan kalbim.
Yeniden...
Yeniden maceraya hazır mıydım?
Bir gecede gelen bilgelikten, geriye hangi renk kalırdı?
Renkleri unutmamalıyım, hikayemi anlatmam lazım.
Anlatarak açıklanabilir mi bilemedim...
Şimdi hatırladın mı hikayemi?
Bir insanın benliği hikayeleştirildiğinde,
'ben' olmaya devam eder mi?
Kırmızıydım maviydim mordum, ama en çok da renksizdim;
Çünkü bugün ben çok üşüdüm.